Trabzon’un altına kazma vurmamışlar!

Türkiye’deki tüm yerleşim yerlerinin, şehirlerin, ilçelerin, köylerin en büyük sorunu, şikayeti altyapı yetersizliğidir.

Avrupa’da, hatta komşumuz İran’da konut yapılacak bölgelerde önce altyapı tamamlanır, sonra binalar yükselir. Türkiye’de ise, belediyelerden ruhsatı aldıktan sonra inşaata başlarsın. Başlangıçta yolu, akarı var mı yok mu, pek kimsenin umurunda değildir. İnşaat bittikten sonra sorunlar başlar.

15-20 yıl önce idi. Trabzon’un denize dik inen ilk caddelerinden biri olan Gazipaşa caddesinin çevresinde su arızası olur. Belediye su kanalizasyon ekibi, caddede ve çevrede su, kanalizasyon borusunun nereden geçtiğini vs. araştırmaya başlarlar. Arızanın hangi bölgede olduğu bulunamaz. O sırada çalışanlardan biri, ‘Karlıktan Mustafa Aga, borunun nereden geçtiğini bilir’ der. Diğer işçi nereden bilecek diye sorar. İşçi, ‘Bu boruları Mustafa Aga döşedi. Nereden geçtiğini bilir’ diye cevap verir. Karlık köyünden Mustafa Agaya haber salınır. Mustafa Aga Trabzon’a gelir arızanın yerini bir çırpıda gösterir.

Bu olay, gerçek midir, değil midir? Bilmiyorum. Bildiğim, Trabzon kent merkezinin hatta 1970’lerden sonra imara açılan bölgelerin alt yapısının karmakarış, içinden çıkılmaz durumda olduğudur.

Caddelerin, sokakların altında, kanalizasyon akarları, yağmur suyu akarları kimi yerde ayrı ayrı kimi yerde aynı kanalda! Bir de telefon hatları, su boruları vb… Son yıllarda bir de doğalgaz hattı döşendi.

Bir de son yıllarda binlerce apartmanın yapıldığı mahalleler var. Oralarda durum aslında çok da farklı değil. Tabi, eskiden köy olan mahalleler var ki, kanalizasyon fosseptik çukuruna mı, dereye mi bağlandığı belli değil.

***

 

Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nde en fazla eleştirilen birimlerin başında TİSKİ gelir. Yok, şu mahallede(köyde) sular kirli, yok bu mahallede (köyde) kanalizasyonlar açıkta akıyor. Yollar, çakal yolu olmuş vs.

TİSKİ’nin yerinde eskiden Köy Hizmetleri ve Belediyelerdeki su-yol idareleri vardı. Şimdi bu işler TİSKİ’de… TİSKİ, daha az nüfusun yaşadığı köylerde (mahallelerde) önce su depolarını temizlemekle işe başladı.

İl nüfusunun yarısının yaşadığı Ortahisar’da ise, durum kelimenin tam anlamıyla facia idi. Bazı bölgelerde kanalizasyonlar derelere bağlanmış, kent merkezindeki caddelerin altı kanalizasyonlarla, borularla ve kablolarla örülmüş. Beşirli sahilinde ise dere ve kanalizasyon akarlarının önüne yapılan gelişigüzel toprak dolgu nedeniyle çevreden b.k kokusundan geçilmez oldu.

***

 

Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisi’nin önceki günkü toplantısında TİSKİ’nin kullanımı için 54 milyon TL’lik kredi kullanılmasına karar verilmiş. TİSKİ, bu 54 milyonu hangi projelerde kullanacak bilmiyoruz. Bize göre bu paranın büyük bölümü Ortahisar için kullanılmalı. Çünkü Ortahisar’a Trabzon’un kent belediyesi olduğu yıllardan önceki büyükşehir yönetimine kadar kayda değer bir altyapı yatırımı yapılmadı. Yapılsaydı, bugün bunca sorun ortaya çıkmazdı.

TİSKİ Genel Müdürü Ali Tekataş’ın işi zor. Ama deneyimiyle, iş takibi ile bu sorunların üstesinden geleceğine inanıyoruz.

 

Hasan KURT

 

***************

 

AK Parti’nin seçilen değil atanan başkanları!

ak-parti.jpg

AK Parti, ilçe ve il başkanları ve yönetimleri kongreler yapılmadan önce belirleniyor. İlçe ve illerde belirlenen adaylar Ankara’ya genel merkeze bildiriliyor. Genel Merkez adayları ya Ankara’ya çağırıyor ya da uzaktan tespit ediyor. Sonra, kongre yapılıyor. Belirlenen başkan ve yönetimi tek liste olarak kongrede oylanıyor ve başkanlar ve yönetimler seçilmiş oluyor.

AK Parti kongrelerinde belirlenen adayın ve yönetiminin karşına bir aday liste yapıp çıksa, anında devre dışı bırakılıyor, kongre salonuna bile alınmıyor. Giresun’da öyle oldu.

AK Parti’de ilçe ve il başkanları belirlendikten sonra, kongre demeyelim de neden seçim yapılır? Gerçi, listede yer alacak milletvekili adayları da benzer metotla belirleniyor. Bu eleştirilere partinin kurmay heyeti, adaylı kongrelerde parti yara alıyor, küskünlük yaşanıyor, birlik ve beraberlik bozuluyor, gerekçesini ileri sürüyor. Kurmay heyet haksız da değil. Ancak, diğer yandan üyenin başkanı ve yönetimi belirleme hakkı da elinden alınıyor…

 

*****************

 

Bir insan ait olduğu kültürü bu kadar dışlayıp, bedevi kültürüne nasıl hayran olabilir?

Arap tarihte var olduğundan beri kılık kıyafet konusunda yaşadığı şartlara göre giyim biçimi geliştirmiştir. Arap'a ait kültürel değerler İslami değildir. Kıyafet buna dahildir, yeme içme şekli, sakal, kadını dışlama, selam verme şekli vs. hepsi aynı sınıftadır. Hele kefiye ve uzun elbise tamamen yereldir. Hal böyleyken Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşı yani "Türk" olarak, üstüne üstlük bu devletin bir üniversitesinde rektörlüğe yükselmiş bir insan olarak kıyafette Arap Kültürüne özenmek bence rezalettir. Bilimsel düşünce ve özgünlük açısından bilimin zirvesinde olması gereken kişinin bu hali Türk Üniversitelerinin niçin dünya üniversiteleri ile yarışamayacağının işaretidir.

AKP'nin iktidar döneminde bilimsel düşünceye yakın olan bilim insanlarının üniversiteden uzaklaştırılması, biat ve Arap kültürünü İslam diye benimseyenlerin terfi alması ülke ve millet olarak geleceğimizin karartılması demektir. Camiler yaparak, imamları toplumda ön safa çıkararak, din istismarını körükleyerek, içtimai hayatı dinileştirerek cennete gidemezsiniz, geleceğimizi cehennemleştirebilirsiniz, ancak!

Bu ülke Müslüman kültürün hakim olduğu bir ülkedir, Arap kültürünün yaşandığı, amaç edinildiği bir ülke değildir.

Halkımız bu kişiliksizliğe dur demelidir. Diyemezse ne olur?

Cenneti beklerken yarınımız Cehennem olur.

(Dr. Mahmut Haydar Ustaoğlu)

 

***************

 

Eski naif Türkiye’de bir türküde ‘‘Rakı içinler öldü de su içen ölmedi mi?’’ şeklinde son derece felsefi, tanrıyı, insanı ve de hayatı muallakta bırakan insancıl sözler vardı.

Muhafazakârların on sekiz yıllık iktidarında içkiye, rakıya ve sigaraya yapılan gâvur zamlarından sonra maalesef insanlar içtikleri rakıdan değil sahte içkiden pisipisine ölüp gidiyorlar.

(Metin Kondel)

 

Önceki ve Sonraki Yazılar