TOPAL DEMOKRASİ

Nedense herkesin sözde Demokrasi aşığı olduğu bir ülkede yaşıyoruz! Bu cümlenin can alıcı kelimesi sizce ne? ‘’sözde…’’

Maalesef etrafımız, televizyon programlarında konuşanlar ve çokları istisnasız demokrasiye sırılsıklam âşıklar gibi. Gel gelelim ki, bu âşıklar aşklarını ispatta istekli değiller, kendilerine saklıyorlar ve uygulamaya geçiremiyorlar.

Sorun ne? Sığındıkları bahane ise Siyasi Partiler Kanunu. Güler misin ağlar mısın? Konuyu gelin beraber derinleştirelim.

2820 Kanun Numaralı Siyasi Partiler Kanununun kabul tarihi 22 Nisan 1983. Kanunun amacı; siyasi partilerle ilgili esasları düzenlemek. Kanunun il ve ilçe teşkilatı başlığı altında sıralanan maddelerde ki bariz görülen husus, delege seçimleri ve delege yapısı üzerine inşa edilen bir sistemin kurulduğudur.

***

Değişik zamanlarda Kanuna, değişikliklerle yeni hükümler eklenmiş ama nedense yeni bir Kanun hazırlamak Muktedirlerin akılcıklarına gelmemiş veya işlerine gelmemiş veya bu çalışmayı yapacak nitelikle insan bulamamışlar… Dramatik.

Oysaki 1950’lerden itibaren yazılan kitap, gazete, yapılan toplantılar, kahvehane sohbetlerinde ısrarla söylenegelen ve hala da sorun yumağı olarak duran, delege sistemiyle, demokrasi ortamının oluşamayacağı için adil, eşit, özgür siyaset yapma imkânının sağlanamayacağının zikredildiğidir.

Peki; Asker sevmeyiciler ve her türlü olumsuzluğu 12 Eylül Darbesine bağlama alışkanlığındaki kolaycı zat-ı muhteremler (!), kanunun değişmesi için niye ses çıkarmazlar? İşine gelir ve bu kolaycı zihniyet hemen günah keçisi bulur ve ona saldırır. Peki, kaç yıl olmuş,37 yıl. Saldır da saldır, düzelt o zaman, elini tutan mı var.

Bu sığ siyaset arenasından üretken, özgür, istekli, yetenekli, hizmete odaklanmış Siyaset Adamı, Yönetici, Lider çıkar mı? Çıkar belki ama eser miktarda…

Dolayısıyla lider özellikleri olan yönetici çıkaramayan siyaset kurumu zaman içerisinde güvenilirliğini yitirdiği gibi hevesli, istekli, yetenekli ve donanımlı, vatan, millet sevdalılarının ilgi alanından da çıkarlar. Askerlik mesleğinde kurumsallık gereği Komutan olunur ama liderlik ayrı bir meziyettir. Siyaseti de aynı mantıkla düşünürsek, Yönetici olup lider olamama sorunu bu haliyle hep var olacaktır.

 ‘’Toplumsal çürümenin temelinde de, toplumsal kalkınmanın temelinde de Yöneticilerin tavrı yatar’’ diyen Atatürk, yönetim tarzında liyakate önem vererek, eş, dost, ahbap çavuş ilişkisine hiç itibar etmemiştir. Bu ulvi ve vatanperver davranış biçimi mirasından geldiğimiz nokta, bir bankanın yönetim kurulu üyeliğine yapılan Güreşçi atamasıdır. Aslında Lider Yönetici, en kötü rejimle yönetilen bir toplumda bile huzur ve mutluluğu getirebilirler. Bu şekliyle ancak umutsuzluk ve mutsuzluk duyguları topluma egemen olur.

***

Gelelim kangren olmuş, Delege seçimlerine, siz bakmayın seçim yazdığıma da, esasen seçim de yoktur, tiyatral bir etkinliktir adeta, yazılı kuralı da yoktur… Sandık vardır artık ama görüntüdür. Birçok yerde kurulmaz bile, kontrol de eden de yoktur, çünkü hile yapılması ihtimali bile kimsenin aklının ucundan hâşâ geçmez…

Hoş, yazılı kuralı olsa ne yazar diyen de olabilir. Doğru, uygulanmadıktan veya bilinmedikten veya kontrol edilmedikten sonra neye yarar ki. Örneğin; madde-21’’il, ilçe organları seçimleri yargı gözetimi altında gizli oy ve açık tasnif esasına göre yapılır’’ der. Değişiklikle; oy kullanma ve oyların muteberlik şekil ve şartları siyasi partilerin tüzük ve yönetmelikleriyle düzenlenir, şeklindedir. Meali: Hâkim, seçimin yapılış şeklini Partiye bırakırdır. Ancak Hâkim bütün hâkimiyeti Partiye bırakır bazı yerlerde. Gizli oy ilkesi esasını unutur ve ne yazık ki yapılan seçimde ya bilerek ya da bilmeyerek bunu sağlayamaz. Kimse de itiraz etmez, gözleri önündeki hukuksuz uygulamaya. Her şeyi Hâkime bırakmıştır, ama hâkim konuya hâkim değildir. Sürer gider yıllar boyu, düzeltilemez bir döngüye dönüşür artık.

Dedik ya, hem sistemden faydalan hem de 12 Eylül Kanununa söv. Bir taşla iki kuş. 10 Haziran 1983 tarihli 2839 sayılı kanunla seçimde %10 barajının getirilmesi temsilde adaleti zedeleyen ve ittifak gibi zorlama çirkin sahte evliliklere neden olan uygulamayı kaldırmakla başlayın, indirin barajı %1’ e, bitirin, bu ucube ittifak oyunlarını…

Yapabilir misiniz, işinize geliyorsa geldiği sınıra çekersiniz, ama bu demokrasi olmaz. Seçim sonrası yapılan Koalisyonları önlemeye yönelik baraj, seçim öncesi koalisyonu getirmiştir. Kafanızı arkasındaki hin düşüncelerden kurtulun, hesap yapmayın, demokrasi, adalet, özgürlük kelimelerine ve anlamlarına sığının ve onlara güvenin, son verin Topal Demokrasiye, Çünkü Türk Milleti gerçek demokrasiyi fazlasıyla hak ediyor.

Başta Babam Sefer Özgür olmak üzere babalık görevini yapan tüm Babaların Gününü en kalbi duygularımla kutluyorum…

Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.