RUS MAYINLARINDAN KORKMAYAN  AKÇAABATLI KADINLAR

Birinci Dünya Savaşı yılları.rusmayinlari-1.jpg

Çarlık Rusyası  Osmanlı'nın  en zayıf anında stratejisini belirlemiş Karadeniz'in en önemli şehri Trabzon'u işgal planlarını gerçekleştirmek üzere Trabzon önlerine donanmasıyla gelmiş.

O yıllarda Karadeniz'de Rus donanmasını durduracak ne gemimiz ne de deniz üssümüz var.

Karadeniz'de işleyen bir kaç yük gemisinin haricinde deniz savunma gücümüz de yok.

Rus donanması Trabzon  açıklarına sıra sıra  dizilir.

Doğu tarafı batı tarafı şehir merkezi demeden şehri bombalamaya başlar.

Ne mübarek gece dinler ne cuma namazı vakti ne de sivil bina, okul, cami hatta kilise...

Maksat baş eğdirmek. Zayiat vermek. Kara birliklerinin önünü açarak işgali gerçekleştirmek...

27 Kasım 1914’de başlayan bu kuşatma 18 Nisan 1916 yılında Trabzon'un resmen işgali ile son bulur.

Bu denizden kuşatma sırasında Trabzon'da çok trajik ama bir o kadar da kahramanlık öyküleri yaşanır.

Akçaabat önlerindeki savaş gemileri uzun menzilli topları ile ilçeyi dövmekte.

Bir yandan da mayın dökerek Türkler tarafından yapılabilecek her türlü denizcilik faaliyetini önlemeye çalışıyordular.

Buna balıkçılık da dahildi.

Takalar, kayıklar, yelkenliler ya top atışı ile ya da mayın çarpması sonucunda batıyordu.

Ama bu zor günlerde bir araya gelen Akçaabat halkı büyük bir dayanışma ile kimsenin aklına gelmeyecek bir iş başarıyordu.

Sadece akıla gelmesini bir kenara bırakalım hiç bir milletin sivil fertlerinin cesaret edemeyeceği müthiş bir fedakarlık örneği gösteriyordular.

Halk arasında PASLI TENEKE  diye adlandırılan Rusların denize döşediği mayınların denizden patlatılmadan çıkarılıp diğer cephelere gönderilmesi için halk içinde teşkilatlanma başlıyor.

Çoğu çocuk ve kadınlardan oluşan fedakar ve gözü pek Akçaabatlı grup denizden mayınları çıkartıyor.

Daha sonra bu mayınlar usulüne göre istiflenip Çanakkale Cephesine gönderiliyor.

Çanakkale boğazına dökülen mayınlar İngiliz, Fransız, İtalyan muhriplerine karşı kullanılıyordu.

Manzarayı tasavvur edebiliyor musunuz?

Bir yandan düşman donanması Trabzon'u ateş altına almış, yetmemiş kıyıları mayınlanmış.

Bu mayınları da basit yöntemlerle denizden toplayan kadın ve çocuklar bir başka  düşmana karşı kullanılsın diye Çanakkale boğazına gönderiliyor.

Büyük bir cesaret isteyen bu işi üstelik kadınlar ve çocuklar yapıyor.

Balıkçı ağları ile denizde balık yakalar gibi PASLI TENEKE  dedikleri mayınları bulup sahile taşıyan bu gözü pek kadınların tek düşüncesi vatan toprağına yabancı ayakların basmasını önlemekti.

Bir gün büyük patlama sesi ile Akçaabat sarsıldı. Takvim yaprakları 10 Ocak 1915'i gösteriyordu.

Patlamanın geldiği yöne doğru koşan Akçaabatlıların gördüğü manzara korkunçtu.

rusmayinlari-2.jpgM.Akif Ersoy'un Çanakkale şiirinde "kafa kol gövde bacak..." diye anlattığı manzaranın aynısı yaşanıyordu Akçaabat sahilinde. Rusların Karadeniz'e bıraktığı mayınlar, toplanıp  Çanakkale cephesine gönderecekleri sırada patlamıştı.

Hemen oracıkta kadın ve çocuklardan oluşan 82 kişi şehit oldu. Vücutlar paramparça... Manzara dehşet verici...

Erkeklerin farklı işlerde çalıştığı, silahaltında olduğu  bu zor günlerde vatan savunması için canlarını veren kadın ve çocukların çoğu Dürbinar ve Kalanima mahallesindendi.

Patlamadan sonra  şehit olan kadın ve çocukların acılarını kalbine gömen Akçaabatlılar yine bu faaliyetlerine devam ettiler...

O günlerin çaresizliği türkülerimize de yansımış...

 

Urusun gemileri

Bir ileri bir geri

Urus döktü denize

Paslı tenekeleri

 

E Midilli Midilli

Çabuk tüttür dumanı

Urusun gemileri

Hep yıkayi limanı..

***

 

10 Ocak 1915... Trabzon - Akçaabat -Çanakkale... Kurtuluş Savaşı

öncesi./muhacirlik daha başlamamış...
Kara günler yaklaşıyor...
"Urusun gemileri
Bir ileri
Bir geri
Ağlatıyor Gelinleri..."
Paslı teneke derler
halk arasında/Mayınlar
Döşeniyor kıyılarına
Karadenizin...
Trabzon Akçaabat hattında...
Balıkçılar ağ ile
Cephede olduğundan
Erkekler
Kadınlar özgürlüğe
İman ile
Çıkarıp istif ediyordu
Mayınları. .
Cepheye. ..
Çanakkaleye
Düşmesin cephe
Diye...
Yine bir gün
Akçaabat sahilinde çekilirken
Kıyıya Mayınlar
Çanakkale geçilmez diyerekten
Bir kara duman yükselir
Bahtı kara
Karadeniz'den. ..
"Kol bacak
Ciğer parmak
Dayanılır gibi değil"
Durbinardan...Kalanimadan
Çocuk ve kadın ekserisi ...
Şehadet şerbeti içtiler
O senesi.

(İsmail Kansız)

***

 

Şehitlerimize rahmet dilerken, vatan savunmasında canlarını hiçe sayarak basit ve tehlikeli yöntemlerle/Balıkçı ağlarını kullanarak binbir özenle karaya çıkarttıkları mayınları tekrar vatan savunmasında kullanılsın diye canlarını veren KADIN VE ÇOCUKLARIMIZI UNUTMAMAK ADINA NE YAPSAK AZDIR... Akçaabat Belediyesi Sargana  Destanı ve "Paslı Teneke" çıkarırken şehit olan kadın ve çocukların anısına neler yapılabileceğini düşünmeli bence... Yoksa bu toprakların kolayca vatan olmadığını yeni nesiller nereden öğrenecekler...

 

******************

 

TRABZON YENİ BİR KÜTÜPHANEYE KAVUŞUYOR

trabzon-yeni-bir.jpg

İskenderpaşa İlkokulu Gençlik Kütüphanesi olarak hizmet verecek.

Trabzon için güzel haber.

Kültüre değer veren ve her ortamda destekleyen Ortahisar Belediye Başkanı A.Metin Genç'i

Trabzon’a bir kültür kurumu kazandırdığı için kutluyorum.

Trabzon'da kütüphanecilik hizmetleri çok eskiye dayanır.

Ortahisar'daki Saraçzade Kütüphanesi ve diğerlerinin yüzyılları aşan  tarihi geçmişleri vardır.

1520 yılında zamanın Trabzon Valisi İskenderpaşa tarafından medrese olarak açılan

İskenderpaşa İlkokulu uzun yıllar eğitime hizmet verdi.

Şimdi de eğitim/kültür hizmetleri ile aynı amaca yönelik faaliyetler bu binada sürecektir.

Gençlik Kütüphanesi'nin özgün yapısı, bahçesindeki çınar ağaçları ile kentin çok önemli bir merkezinde layık olduğu şekilde hizmet verecek olması  sevindiricidir.

Geçmişte okulun Uzunsokak tarafına bakan kısımda 1957 yılında İl Özel İdaresi tarafından yaptırılmış ve uzun yıllar hizmet veren bir Çocuk Kütüphanesi bulunmaktaydı.

Çocuk kütüphanesi daha sonra Kültür Müdürlüğünün Eski Hükümet Konağına taşınmasıyla faaliyetini bu binada sürdürdü.

Uzunsokak’taki çocuk kütüphanesinin olduğu yer de yıkılarak, yeni bina yapılıp Olgunlaşma Enstitüsüne verildi.

Bu açıdan bakıldığında İskenderpaşa'da yine kütüphane hizmeti verilecek olması sevindiricidir.

Tarih boyunca çeşitli vakıf, medrese, cami ve manastırlarda ayrı birer kütüphane bölümleri vardı.

Rus işgalinde birçok kıymetli eserin Moskova'ya getirildiği de bilinmektedir.

Ortahisar ilçesi tarihine yakışır bir şekilde hep kitapla kültürle iç içe olmuştur.

Hatuniye Kütüphanesi(1514 )

Ortahisar Saraçzade Kütüphanesi (1762)

Fetvahane Kütüphanesi (1842)

Çocuk Kütüphanesi (1957)

Cumhuriyet Dönemi İl Halk Kütüphanesi (1927)

Atapark’taki İl Halk Kütüphanesi (1966)

Şimdi de Ortahisar Belediyesi, Şehre çok önemli bir kültür kurumu daha kazandırmış oldu. Kent adına belediye başkanı sayın Genç'e teşekkür ediyorum.

Kütüphanenin yeni nesil kütüphaneler tarzında olmasında yarar vardır.

Gençlerin hoşça zaman geçirip kitap okuyabileceği bir ortam oluşturulabilir.

Okuma ve araştırmadan yorulan sıkılan genç okuyucuya  bir çay kahve içebilecek ortam sağlayabilmeli. Gençlerin severek, sıkılmayacağını bilerek kütüphaneye gidebileceği ortam oluşturulduğunda daha çok katılımcı olacaktır. Dijital  çağın tüm araç gereçlerinin bu kütüphanede olması da bir gereklilik.

Temennimiz o dur ki bunun gibi. kültürel kurumlar çoğalsın.

 

*************

 

TOLTSOY'UN İSLAMA SEMPATİSİ VAR MIYDI?

tolstoy.jpg

Lev Nikolayeviç Tolstoy, hem Rus hem de dünya edebiyatının en önemli isimleri arasındadır. Roman, oyun, öykü ve deneme yazarı olarak tanınan Tolstoy; aynı zamanda filozof kimliğiyle de karşımıza çıkmaktadır. Yaşarken üne kavuşan Tolstoy, eserleri ve düşünceleriyle kendisinden sonra gelen pek çok kişiyi etkilemiştir.

1828/1910 yılları arasında yaşayan ve yüksek öğrenim görmemiş olmasına rağmen eserleri ile tüm dünyayı etkileyen Tolstoy, filozof kişiliği ile de bugün bile aydınlatıcı ve düşündürdü sözleri ile fikir dünyamızın yanısıra hayatımızdaki belirsizliklerin çözülmesine de ışık tutmaktadır.

Savaş ve Barış, Anna Karanina romanları dünya edebiyatının temel eserleri arasında yer almaktadır.

Roman, masal, eğitim, sanat, edebiyat, denemeler tarzındaki yazılarının yanısıra özlü sözleri de önemli bir yer tutar.

Tolstoy'dan:

"Herkes dünyayı değiştirmeyi düşünür, ama kimse kendini değiştirmeyi düşünme

Mutluluğun ilk şartlarından birisi de, insan ve doğa arasındaki ilişkinin bozulmamasıdır.

İnsanlar nasıl konuşulması gerektiğinin dersini alırlar ama en büyük ilim; nasıl ve ne zaman susulması gerektiğini bilmektir.

Birine çamur atmadan önce düşün ve sakın unutma; ilk önce senin ellerin kirlenecek.

İnsanlara en adil şekilde dağıtılan nimet akıldır. Çünkü kimse aklından şikayetçi değildir.

Öyle zamanlar olur ki nereye gittiğin önemini yitirir çünkü asıl önemli olan yanında kiminle gittiğindir.

Bozuk para insanın cebini deler bozuk insanda kalbini. Bu yüzden ikisini de harcayın gitsin.

Tam önüne bakan başını vurur. Tam havaya bakan ayağını kırar.tolstoy1.jpg

 Bir insan treni kaçırırsa başka bir tren gelir onu alır. Bir ulus treni kaçırırsa başka bir ulus gelir onu alır"

***
 

Bu arada fikirlerinden dolayı Toltsoy Hıristiyanlık dininden tam dokuz kere aforoz edilmiş ve öldüğünde mezarının başına haç dikilmemişti.

İslamâ olan ilgisi de bilinen ünlü yazar peygamberimizin hadislerinden oluşan bir de kitapçık yazmıştı.

Hindistanlı alim Abdullah El Sühreverdi'nin Hazreti Muhammed'in hadislerinin yer aldığı kitabı Toltsoy'u çok fazla etkilemiştir.

Rus yönetimi ünlü yazarın bu yönünü hep karartmaya çalışmışlardır.

Çünkü etki alanı genişti. İslami düşüncenin yaygınlaşmasından korkuluyordu. 

Tolstoy'un kitapçığına aldığı hadislerin çoğu eşitlik,emek ve sevginin gereğini anlatan hadislerdi.

Bu hadislerin bazıları:

"Sizden biriniz, kendisi için arzu edip istediği şeyi, din kardeşi için de arzu edip istemedikçe, gerçek anlamda iman etmiş olmaz.”

“Ölüm bir köprüdür, dostu dosta kavuşturur.”

“İşçinin hakkını alnının teri kurumadan veriniz.”

“Hakikat insanlar için ne kadar acı olsa da, hakikati söyleyin.”

Hayatında hiçbir otoriteye boyun eğmeyecek karaktere sahip Toltsoy'un bazı fikirlerinden yola çıkılarak, Müslüman olarak öldüğünü de iddia eden araştırmacılar da var.

82 yaşında iken karısına kızarak (aile içinde tüm mal varlığını yoksul köylülere dağıtması yüzünden tartışmalar yaşanıyordu) Rusya’yı terk ederek uzaklara gitmek üzere yola çıkar. Astopova'da  bir tren garında iken ölen Tolstoy aslında aradığını arzuladığını bulamadan bu dünyadan göçenlerden biri olarak arkasında bugün bile etkisini kaybetmeyen eserler bırakarak bu dünyadan  terk-i diyar etmişti...

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar