Ayşe İMAMOĞLU AZAKLI

Ayşe İMAMOĞLU AZAKLI

NESİLDEN NESİLE

Hayatta bazı durumlar varmış, başa gelmeden anlaşılmıyormuş. Sağlığınız yerindeyse hastanın durumunu anlayamazsınız mesela, ya da doluysa karnınız bilemezsiniz ekmek kuyruğunda bekleyenlerin ızdırabını. Öyle yürek yakar... Sıcakta oturup çayınızı yudumlarken, ayaklarını arabanın egzoz dumanında ısıtan çocuğun yüreğini bilemezsiniz. Maalesef en iyi öğrenme metodu tecrübe etmektir. Tecrübe ettiğiniz herşey için çözümlemeye gidebilirsiniz.

İşte ebeveyn olmak da tam böyle bir şey. Bir çocuğun sorumluluğunu üstlenmeden anlaşılmıyormuş bilgi yüklemenin zorluğu. İyi ve erdemli insan yetiştirmenin inceliği, vermek isteyip de veremediklerinizin içinizi nasıl acıttığı, anlaşılmıyormuş yaşamadan.

Biz güzel bir nesildik... Güzel yetiştirildik. Erdemli, saygılı, insana değer veren. Büyüklerimize saygıyla, küçüklerimize sevgiyle yaklaşmayı öğrendik. Kalp kırmamayı öğrendik, yaratılmış herkesin ve her şeyin özel olduğunu bildik. Azarlandığımız zaman utanmayı,yanlışımız karşısında edepli olmayı bildik. Büyüğümüzün yapma dediğini yapmadık. Kan bağımız olmasına gerek yoktu, büyük her zaman "büyüktü" bizim dünyamızda. Bakkal amca da büyüğümüzdü, sokaktaki Ayşe Teyze de, sokakları süpüren amca da büyüğümüzdü. Yanlışlarımızda bize denilenler kabulümüz, özrümüz büyüktü.

Annemizin arkadaşları anne yarımız, babamızın dostları baba yarımızdı. Alınmazdık, bize söylenenleri dinler, çocuk aklımızla uygulamaya çalışırdık.

Bundan dolayıdır ki biz güzel bir nesil olduk...

Yeri geldi dayak da yedik hem annemizden,hem komşu teyzemizden, hem de öğretmenimizden. Bozulmadı psikolojimiz, yok olmadı özgüvenimiz. Annemizin bir bakışı ile bildik kendimize gelmeyi. Ne güzel bir nesildik biz...

Şimdilerde öyle bir nesille çevrili ki etrafımız bir şey söylemeye biz utanır olduk, alacağımız cevapların endişesini taşıyarak. Yanlışları uyaramadığımız için yaptığı herşeyle övünen, bütün eylemlerinin doğru olduğunu savunan bir nesil türettik.

Ne mahremiyet kaldı, ne utanma...

"Senin bana bağırmaya hakkın yok" dedi komşunun ilkokul çağındaki çocuğu. Üzüldüm... Umutlarım işte o zaman tükendi...

O yaştaki çocuğa bunu öğütleyen birileri olmalı. Sözüm ona ezilmeyen evlat, özgüveni yüksek birey yetiştireceğiz derken, aslında saygıdan yoksun, bencil, çevresine duyarsız bir gelecek oluşturduk. Her doğruyu kendisinin bildiğine inan küçük canları türettik.

Oysa ne güzel bir nesildik biz...

Ne güzeldi saygı, ne güzeldi utanınca al al olan yanaklar. Ne güzeldi yükselen seslere karşı susan yürekler. Ne güzeldi büyükle küçüğü bilmek.

Yine olur mu acaba... Bir çaba, bir destek, bir umut...

Yine güzelleşir mi dünya...

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum