Mısır’daki esir kampı, İstanbul-Trabzon-Moskova ve Rıfkı Kulaç!

Trabzon’un yetiştirdiği değerlerden biri olan yazar, şair, çevirmen Kudret Emiroğlu’nun büyük uğraş ve misirdaki-3.jpgaraştırmalar sonucu yazdığı ‘Trabzon’un Liberal Bolşevikliği- Rıfkı Kulaç’ adlı eseri, gerçekten satır satır okunacak bir yapıt… Bugün bu eserin bazı bölümlerini köşemize aldık… 

Kudret Emiroğlu, Sürmeneli Rıfkı Kulaç’ın birinci dünya savaşı başlarken alelacele Darülfünundan mezun edildiğini ve askere alındığını ve Hicaz-Yemen cephesinde 7. Kolordu’ya gönderildiğini belirtti ve şu bilgileri verdi:

‘Kolordu’nun birer tümeni, Hicaz, Asir, Sana ve Hudaybe’de bulunuyordu. Toplam 12 bin askerin 4 bini Medine’de, 3 bin 500 Taif’te, Bin 200’ü Mekke’de, 2 bin 600’ü Cidde’de bulunuyordu, gerisi Yenbu  ve istasyonların muhafızı olarak ayrılmıştı. Bu tümenlere yeni asker, silah ve malzeme desteği sağlanmıyordu… Mekke Emiri Şerif Hüseyin 5 Şubat 1914’te daha savaş çıkmadan, İngiltere ile bölgede çizilecek sınırlar konusunda pazarlığa başlamıştı. 10 Haziran 1916’da Mekke’de silahlı çatışma başladı ve Şerif Hüseyin bağımsızlığını ilan ederek Hicaz’ı büyük oranda ele geçirdi. Cephenin simgesel yönü Osmanlı askerlerinin Medine Müdafaası oldu. Yemen’de ise İmam Yahya Osmanlılara bağlı kalmış, Asir’de Seyyid İdris de ayaklanmaya katılmıştı…’

Emiroğlu, ‘Rıfkı beyin hangi tarihte, nerede, hangi koşulda esir edildiğini bilemiyoruz’ dedikten sonra, ‘Rıfkı Bey’in esaretiyle ilgili Tarihçi-Yazar Mehmet Bilgin’den alıntı yaparak, ‘…hat boyu nöbetine gönderdiği askerlerinin her gece Araplar tarafından öldürülüp soyulması üzerine kendine emanet edilmiş Anadolu evlatlarının bu şekilde katledilmelerini kabullenmeyerek İngilizlere teslim olmayı kabul etmiştir’ ifadesine yer vermiştir..

Rıfkı bey, 1916 yılında Mısır’daki esir kampına sevk edilir. Rıfkı Kulaç, İngilizlerin Mısır’daki esir kamplarından önce Tura’da sonra da Seydi Beşir kampında kalmıştı. Mısır’da İngilizlerin elindeki esir sayısı 5 bin 839’du..

Emiroğlu, Mısır’daki esir kampları hakkındaki bilgiyi de bu kamplarda kalanların hatıralarını alıntılayarak misirdaki-2.jpganlatıyor. 1919 yılında bu kampların birinde tutsak olan Asaf Tanrıkut, hatıratlarında, ‘Kamplar birbirinden dikenli tellerle ayrılmıştı. Bu kamplar da üstü yine dikenli telle örtülü geniş iki sıra tel örgüsü içinde idi. Nöbetçi kulübeleri yüksek idi. İki kulübe arası büyük karpit lambalarıyla aydınlatılıyordu. İskenderiye-Tanta treni yakınımızdan geçiyordu. Hattın biraz alt tarafında Türk zabitlerinin kampı vardı’ diyordu.

Emiroğlu, eserde Mısır’daki kamplar hakkında detaylı bilgi aktarıyor. Esirlere yapılan kötü muamele, işkence, ölümler vb.

Kudret Emiroğlu, kamplardaki yaşamla ve Rıfkı Kulaç ile ilgi daha ayrıntılı bilgileri kamplarda yayınlanan gazetelerden öğreniyoruz, diyor ve esir kamplarındaki gazeteleri ve bu gazetelerdeki haberleri, yazıları aktarıyor.

Rusya’ya esir düşenlerin toplandığı Rusya, Tataristan ve Sibirya kamplarında ve İngiltere’ye esir düşenlerin toplandığı Mısır ve Hindistan kamlarında esirler, elle yazılıp teksir edilmek suretiyle çoğaltılan Türkçe gazeteler yayınlamışlar. Mısır’daki esir kamplarında yayınlanan gazetelerin sayısı oldukça fazla. Kulaç ta bu gazetelerde onca yazı yazan bir esirdi.

***

Kudret Emiroğlu, İskenderiye esir kamplarındaki haberleri de farklı yazarlardan alıntılayarak şöyle özetliyor:

‘Türk esirler arasında o zaman Pellagra hastalığı adı verilen ve beslenememekten kaynaklanan hastalığın yaygınlaşması, esirlerin gözlerinin kasten kör edilmesi iddiası, İki Ermeni doktorun 15 bin esiri göz ameliyatı veya krizol banyosuyla kör ettikleri iddiası... Ki, 1919 Mayıs’ın Mısır’dan İzmir’e gelen 200 subay, 1780 neferden 310 neferin kör oluşu, bu iddiayı ortaya atan Konya Öğüt Gazetesinin İngiliz yönetimince kapatılması ve Mustafa Kemal’in isteğiyle Konya’da büyük bir protesto mitinginin düzenlenmesi…

***

Halit Rıfkı, Mısır’daki esir kamp günlerinde yaşadığı bir Kahire macerası anlatır, ancak o gene işin macera kısmında değil, Kahire’de gördükleri üzerinden ders çıkarmak peşindedir:

‘…iki aydan beri bütün dünyamı bir kampın muhitine sıkıştıracak kadar küçülmüşüm. Dışarıdaki serbest insanlara, yemyeşil korulara, şairleri coşturan nehirlere, gözleri kamaştıran güzel köşklere, güzel çiçeklere, sevimli kadınlara hiç imrenmiyordum.. Evvelki gün bizim için nasılsa açık bırakılmış bir kapıdan dışarı fırladım. İki süngülü bir o kadar da süngüsüzden yapılmış seyyar bir kafes içinde Kahire’nin yazlıklarından geçtik, ta Nil kenarına gittik. Eski Mısırlıların asırlarca taptığı bu tarihi nehrin ötesinde; firavunların zulmünü ebediyete nakleden ehramlarla karşılaştık. Nil’in suladığı topraklar ötesinde üzerinde bu hırçın dünyanın en yumuşak insanları yaşıyor: Ektiğini biçmekle geçinen bu güvercin kadar mazlum Mısırlılar tarihin hiçbir devresi gösterilemez ki bir kartalın pençesinden kurtulmuş olsun. Etrafımızda göze çarpan hendesi bulvarı, süsler, bahçeler, muhteşem kaşaneler, büyük fabrikalar, geniş tarlalar… Hep yabancı himmetlerin meydana getirdiği umrandı… Kamıştan oyulmuş kulübeler, pislikten geçilmez sokaklar, değersiz topraklar, yerlilerin aczini teşhir eden düşkünlüklerdi. Mısır’ın mamur şehirleriyle perişan köylerini görmek, garptan şarka gitmiş kadar uzun bir seyahat sayılır.

***

İngiltere, 1918 yılında imzalanan Mondros Mütarekesine rağmen esirleri serbest bırakmamış. 26 Şubat 1920 den sonra sorun çözülmüş… Halit Rıfkı Kulaç, İtalya üzerinden yurda dönerek Sürmene’ye geldi. Rıfkı beyin esir kampından ilk ayrılanlardan olduğu ve 23 Haziran 1920’de terhis belgesini aldığı ve 25 Temmuzda mezuniyet maaşı tayin edildiği belgelerde yer alır.

Rıfkı Kulaç terhisten sonra Sürmene veya belki ve daha büyük ihtimalle Trabzon’dadır. Eylül 1920’de Trabzon’da yayınlanan İkbal Gazetesi’nde ‘Türkler ve Bolşevikler’ adlı ilk yazısı yayınlanmıştır. Kulaç’ın yazıları İkbal’ın yanı sıra Pravda’da yayınlandı. 1 Ağustos 1921’de Rıfkı Kulaç askere çağrılmış ve gitmemiştir. İstanbul’a gitmiş. İstanbul’da Fransızca özel ders vermeye başlamış. Sonra önce Tiflis ve ardından Moskova yolculuğu başlar. Ve 1926 yılında Trabzon’a döner…

HASAN KURT

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.