İmmün Plazma  bağışçısı oldu!

İmmün Plazma bağışçısı oldu!

Opr. Dr. Şaban Uysal, Türk Kızılayı’nın ‘Virüsü değil, iyiliği yayın’ sloganına destek verdi.

Trabzon Of Devlet Hastanesi Başhekimi Opr. Dr. Şaban Uysal:“COVİD-19 testimin pozitif olduğunu öğrendim. Çok zor kabullendim. Ancak, yapacak bir şey yoktu. Artık tedaviye başlamak gerekiyordu. Sabah ilaçlarım getirildi, tedavimi hiç aksatmadan saati saatine uyguladım.Bu kez; acaba eşime ve çocuklarıma bulaştırmış olabilir miyim? Suçluluk duygusu aklımdan hiç çıkmıyordu.”

Opr. Dr. Uysal:“COVİD-19 tedavisinde şu anda yapılanlar faydası olduğuna inanılan uygulamalar ve tedavilerdir. Ancak bu tedavi ve uygulamalardan fayda görmeyip, yoğun bakımda belki de tek tedavi umudu İmmün Plazma olan hastalarımız var.Bu yüzden TürkKızılayı’nın ‘Virüsü değil, iyiliği yayın’ sloganını destekliyorum. Bu düşünceler doğrultusunda İmmün Plazma bağışında bulundum.”

 

Koronavirüse yakalanan ve tedavisinin tamamlanmasının ardından görevine dönen Of Devlet Hastanesi Başhekimi Opr. Dr. Şaban Uysal ile hastalık sürecini konuştuk.

 

Röportaj: Fatma YAVUZ

 

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Trabzon’un Çaykara İlçesinde doğdum. İlkokulu köyde, Ortaokul ve Liseyi Trabzon’da okudum. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. Sonrasında belli bir süre Pratisyen Hekimlik (iki yıl Sağlık Grup Başkanlığı) yaptım. Uzmanlık Eğitimimi Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim dalında yaptım. Sonrasında mecburi hizmetimi Batman’ın Sason ilçesinde tamamladım. Orada ayrıca Başhekim Vekilliği de yaptım. Sonrasında sırası ile Batman Bölge Devlet Hastanesi, Rize Devlet Hastanesi ve Akçaabat Haçkalıbaba Devlet Hastanesinde Genel Cerrahi Uzmanı olarak çalıştım. 1 Ocak 2015 tarihi itibari ile de Of Devlet Hastanesi Başhekimi olarak görev yapmaktayım. 

Geçtiğimiz günlerde COVİD-19’a yakalandığınızı biliyoruz. Yaşadıklarınızı bizimle paylaşır mısınız?

Belirttiğiniz gibi benim de ne yazık ki bir COVİD-19 hastalığı tecrübem oldu. Şöyle ki, COVİD-19 pandemisinde biz zaten Sağlık çalışanları olarak çok büyük risk altında çalışıyoruz. Çok dikkat etmemize rağmen rehavete kapıldığımız anlar da oluyor. Bizlere bulaşma riski sosyal yaşamda da olabilmekle beraber hastane ortamında bu risk ile daha çok karşılaşmaktayız. Duruma göre COVİD-19 (+) hastalarımızı muayene, takip ve tedavi yapmaktayız. Ayrıcı test sonucu olmayıp taşıyıcı yada hasta COVİD-19 vatandaşlarımız ile mesleğimiz gereği temas halinde olmak durumundayız.

 Acil Servis Hekimi bir meslektaşım ile 10-15 dakikalık bir sohbet ortamımız oldu. İki gün sonra bu arkadaşımızın semptomlarının olması yanında COVİD-19 testi pozitif çıkınca; benim de temaslı olarak izolasyona ayrılmam gerektiğini söylediler. Hatta ben: “Ne gerek var ben iyiyim, hiçbir şeyim yok” dedim. Ancak Başhekim Yardımcımız Dr.Elvan Yirigöz Çağlar’ın da telkin ve ısrarı ile izolasyona ayrıldım. İyi ki de ayrıldım. Kendisine buradan tekrar teşekkür ediyorum. O gün ilk PCR testim yapıldı, sonucu negatif geldi. İzolasyona ayrı bir evde eşimden ve çocuklarımdan ayrı olarak devam ettim. İzolasyonun ikinci gününde boğaz ağrısı ve hafiften bir öksürük başladı. Gribal bir durumdur deyip önemsemedim. Ancak üçüncü günde artık hastalık tablosu iyice yerleşmişti. Belirgin öksürük ile beraber halsizlik, iştahsızlık oldu. Ateş hiç olmadı. Fatih Devlet Hastanesi’ne başvurdum. Sağolsun arkadaşlar çok ilgilendiler. COVİD-19 testim alındı. Akciğer Tomografisi çekildi. Çok şükür Akciğer tutulumu henüz olmamıştı. Sigara da hayatta hiç kullanmadım. Bunlar iyi yönde olan bana biraz moral veren durumlar olsa da kendimi iyi hissetmiyordum. 

Testin pozitif çıktığını öğrendiğinizde neler hissettiniz?

Akşama COVİD-19 testimin pozitif olduğunu öğrendim. Çok zor kabullendim. Ancak, yapacak bir şey yoktu. Artık tedaviye başlamak gerekiyordu. Sabahleyin ilaçlarım getirildi. İlaç tedavimi hiç aksatmadan saati saatine uyguladım. Bu kez; acaba eşime ve çocuklarıma bulaştırmış olabilir miyim? Suçluluk duygusu aklımdan hiç çıkmıyordu. Filyasyon ekiplerimiz sağolsun eve gelip eşimden ve iki çocuğumdan PCR testi aldılar. Şimdi yeni bir bekleyiş başlamıştı. Acaba sonuç ne çıkacak düşüncesi. Akşama hepsinin test sonucunun negatif olduğunu öğrenmek, o gün benim için büyük bir mutluluktu. Bu şekilde iki çok farklı duyguyu 24 saat içinde yaşamış oldum. 

Semptom olarak; çenemde uyuşma, öksürük, yaygın kas ve eklem ağrıları beni çok rahatsız ediyordu. Bu arada; sağolsunlar mesai arkadaşlarım, dost, arkadaş, akrabalarım, hastalarım ve hasta yakınları beni hiç yalnız bırakmayıp; ya mesaj yazdılar ya da aradılar. Hepsine buradan tek tek teşekkür ediyorum. Bu durum bana çok büyük psikolojik destek olup, ayakta durmamı sağlamıştır. 

Virüsün tüm semptomlarını yaşadınız mı?

Eve, tüm semptomlar vardı. İştahsızlık ve tat duyusu kaybı yaşadım. En sevdiğim yemekleri bile yemiyor ve aramıyordum. Bu 15 günlük süreçte 4-5 kg verdim. Su dahi içmek istemiyordum. Göğüs kafesime sanki 5 kg’lık kum torbası bağlanmış, onunla yaşıyor gibiydim. Bu arada izolasyonun getirdiği bir takım durumlar, düşünceler ve duygular yaşıyordum. Örneğin; çocuklarım kapıya kadar geldiklerinde, birbirimize sadece uzaktan maskelerimiz ile bakmak, sarılamamak, ellerinden tutamamak hastalığın dışında beni en çok yoran, üzen durumlar idi. Yanımda oldukları halde onlara hasret kalıyordum. Tedavinin 5 günlük yoğun kısmı geçtiğinde bu kez baş ağrısı şikayeti oluştu. Baş ağrısı; COVİD-19 enfeksiyonunda virüsün nörolojik tutulumu ile ilgili bir semptom olarak ortaya çıkmaktadır. Baş ağrısı öyle bir hal aldı ki; normal ağrı kesici ilaçlar dahi artık fayda vermiyordu. Eşim, hemşire olması sebebi ile tüm riskleri göze alarak, büyük bir özveri ile tüm tedbirleri alarak bana serum içinde ağrı kesici ilaç yaptı. Bu durum 3 gün sürdü. Diğer öksürük, iştahsızlık, halsizlik şikayetlerim azalsa da baş ağrısı hiç geçmiyordu. Artık en son 112’i arayıp hastaneye gideyim dediğim anlarda serumlu ağrı kesiciler ile belirgin düzelme sağlandı. 

Manevi açıdan da oldukça zor bir süreç…

Hep şu duygu, düşüncelere kapıldım; Acaba bu evden çıkabilecek miyim? Acaba çocuklarımın elinden tutabilecek miyim? Acaba çocuklarıma sarılabilecek miyim? Acaba yoğun bakıma düşüp entübe olacak mıyım?

Hep bu duygu ve düşünceler ile gün geçiyordu.  Bu arada Aile Hekimim beni her gün arayıp durumumu soruyordu. Artık baş ağrısı da geçmiş, sadece hafif kas ağrılarım ve halsizliğim kaldığında aradan 14 gün geçtiğini fark ettim. Dışarıya hiç çıkmadım. İzolasyon kurallarına ve tedavinin tüm aşamalarına eksiksiz uydum. Bunun da çok faydasını gördüm. Belki de hastalığın ilerlemesi, hastane ve yoğun bakım sürecini bu şekilde engellemiş oldum. Sağlık çalışanı olduğum için 2 kez COVİD-19 PCR testimin negatif olması durumunda işe başlayabiliyordum. Yine sağolsun Ortahisar İlçe Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Filyasyon ekipleri gelip test aldılar. Akşama inanın sonucu beklemek, Üniversite sınavının açıklanmasını beklemekten zordu. Çok şükür 1.test negatif çıktı. 2 gün sonra da 2. Testi aldılar. Onun sonucu da negatif çıkınca ve semptomlarım kaybolduğu için bu zor süreci tamamlamış oldum. 

Tüm bu yaşadıklarınızdan ne gibi bir sonuç çıkardınız?

Hayatta aslında günübirlik yaşadığımız, sorunlar ve zorlukların çok bir önemi olmadığını öğrendim. Hepsi bir şekilde çözüme kavuşabiliyor ama sağlığımızda oluşan sorunların çözümü kolay olmayabiliyor. Sağlığın her şeyden önemli olduğunu ve korunması için ne gerekiyorsa yapmak gerektiğini anladım.  15 gün dışarı çıkmayınca aslında özgürlüğün de ne demek olduğunu anladım. 

Bu arada “İmmün Plazma” bağışında da bulunduğunuzu öğrendik. Bu konudaki düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Ne yazık ki COVİD-19’un kesin ve tek bir tedavisi yoktur. COVİD-19 tedavisinde şu anda yapılan tedaviler; faydası olduğuna inanılan uygulamalar ve tedavilerdir. Ben ve benim gibi birçok vatandaşımız bu tedavilerden fayda görüp, iyileşip işine ve sosyal yaşamına dönmektedir. Ancak; bu tedavi ve uygulamalardan fayda görmeyip, Yoğun Bakımlarda belki de tek tedavi umudu İmmün Plazma olan hastalarımız mevcuttur. Ayrıca belki bize, yakınlarımıza ve akrabalarımıza bir gün İmmün Plazma ihtiyacı doğacaktır. Bu yüzden Türk Kızılayı’nın “Virüsü değil, iyiliği yayın” sloganını çok beğeniyor ve destekliyorum. Bu düşünceler doğrultusunda ben de İmmün Plazma bağışında bulundum. Bağışımdan 2 gün sonra TürkKızılayı’ndan telefonuma gelen mesajda “İmmün Plazma bağışınız ihtiyaç sahibi hastamıza ulaşmıştır” denilmesi beni çok mutlu etmiştir. 

Bu bağlamda 18-60 yaş arasında önemli bir hastalığı olmayan COVİD-19 geçirmiş tüm erkek vatandaşlarımızı İmmün Plazma bağışçısı olmaya davet ediyorum. Bu konuda; Trabzon İl Sağlık Müdürlüğümüzde bir birim mevcut olup; COVİD-19 geçiren İmmün Plazma bağışına uygun vatandaşlarımızı tek tek arayıp bilgilendirme ve yönlendirme yapmaktadır. Bu birim Doğu Karadeniz Bölge Kan Merkezi ile koordineli çalışmaktadır. 

Son olarak söylemek istedikleriniz?

Bu COVİD-19 sürecinde; bana büyük destek olan aileme, Trabzon İl Sağlık Müdürümüz Dr.Hakan Usta’ya, hastalığım süresince takip ve desteklerini esirgemeyen Prof.Dr. Ahmet Kalkan’a, Uzm.Dr.Özlem Bayraktar Saral’a, Dr.Elvan Yirigöz Çağlar’a, Dr.Bünyamin Gürsoy’a, telefon ile arayan, mesaj gönderen herkese teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunarım. Maske, mesafe ve hijyenden oluşan üçlü sacayağından asla vazgeçmediğimiz taktirde bu virüse karşı ülke olarak galip geleceğimize inanıyorum. Bu konuda tüm vatandaşlarımızı hassas ve özverili olmaya davet ediyorum. Ayrıca sabırla, sükunetle ve metanetle bu zor süreci aşının da yetişmesi ile inşallah kısa bir sürede atlatacağımızı düşünüyorum.

Bana bu fırsatı verdiği için Kuzey Ekspres Gazetesi ve değerli siz çalışanlarına çok teşekkür ederim.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.