EL FATİHA

Bu aralar ölümü düşünüyorum.

Bugüne kadar yaşadığım hayatıma, dönüp baktığımda babamın, annemim, kardeşlerimin, eşimin ve oğlumun değerlerinin yaşamımda ki karanlıklarda, hep bir fener gibi aydınlık olduğunu gördüm. O yüzden yaşarken unutulmak istemiyorsan, ya okunacak şeyler yazmak lazım, ya da yazılmaya değer şeyler yapmak lazım.

Fakat ağzı olan bazı canlılar maalesef yazmıyor, ölmüşsen bile bir daha öldürüyor seni.

İnsanlar kaza yaptığında gidip o acılı durumda arabayı soyanlar var. Yani yaşarken hataları, yanlışları insanların yüzüne söyleyemeyenler, insanlar öldükten sonra ağızlarından lavlar çıkarıyorlar.

Bugünler de gündeme gelmek için yapılan yeni bir çirkinlik var. Ölen insanın arkasından olmadık hakareti yapmak gibi. Eskiden ölen insanların ardından, iyi şeyler söylenirdi. Gerçi şimdilerde yaşayan insana itibar yok ki, ölüye saygı duysunlar.

Oray Eğin Huysuz Virjin için bir yazı yazmış. Yaşarken söyleyemediği, söylerse ağzının payını alacağı için, yokken yazılan bir yazı. Diyor ki “Komik miydi? Ben ona hiç gülemedim. Ama insanların neden güldüğünü anlamadım. Özellikle Türk seyircisi kendisine hakaret  edilmesinden haz alıyor.”

Bende hiç gülmedim Huysuz Virjin’e.  Ama gülmüyorum diye hakarette etmedim. Peki! Sayın Eğin siz bu yazınızla Rahmetli Seyfi Dursunoğlu’na, bu hakaretleri yazarak ne kazandınız?

Ölen bir adamın arkasından şöyle devam ediyor Eğin “  Hayatını hep kapalı kapılar ardında yaşadı. Evine hiç kimse girmezdi. Pek dostu yoktu. Herkes onun cimriliğinden bahseder , ama mesele sırf para da değil sanki. Sahiden aseksüel miydi acaba?”

İyi ki evine kimseyi almamış. Hele de sizi. Es kaza evine gideydin kim bilir! Senden ne inciler dökülürdü. Malum Türk halkı seviyor ya bu işleri.

Bir acayip köşe yazarı portresi türedi. Yazılarının yüzde yetmişinde insanları tiye alarak yazan, hakaret eden ve bundan nemalanan insanlar. Ayıp vallahi. Bir de bu yazarlara, iyi diyen bir okuyucu kitlesi var tabi ki.

En kolay yazı çeşiti,  bir insan hakkında yazılan yazılardır.

Bir dönem rahmetli Türkan Saylan için söylenenleri hatırladım. Biz ne ara bu kadar vicdansız insanlar olduk.

Ömrü çok olsun ama benden önce ölürse eğer Oray Eğin, onun hakkında kötü kelimeler sarf edene de gerekli yazıyı yazacağım elbet. Saygı benim için olmazsa olmazımdır.

Ben öldüğümde, öldüğüm yerde cesedimden başka karmaşa istemem.

Hayatlarımız o kadar kısa ki, bu hayata girenler, yaşarken kumpas kuruyor da öldüğüm de kumpas kurmasın lütfen!

Sanki kiralık katiller gibi ölünün arkasından bir daha bir daha ölmesi için adeta kurşun sıkmalar niye?

Oysa ölüm yok olmaktır.

Görevin sona ermesidir.

Sevgisini, acısını, boşluğunu, vedasını unutup ölünün sevdiklerine işkence edenler acaba, nasıl bir ruh halindedirler?

O insanların ölümden dönme gibi bir mucizesi olsaydı, acaba onların arkasından konuşma cesaretini gösterenler, hangi yüz kızarıklığı ile karşı karşıya kalırlardı?

Ne diyeyim umarım kalbiniz yenilenir.

Biz yazarlar, yaralara üfleyeceğimize, yaralara tuz basıyoruz.

Ne acı ki kalem gibi bir gücümüz olduğu için kelimeleri istediğimiz gibi kullandığımız için acıttıkça, acıtıyoruz.

Elbette yanlış insanlar dur diyeceğiz.  Yanlış olduğunu, yanlış yaptığını belgelerimizle dillendireceğiz. Kötülere kötü diyeceğiz. Ama ölülerimizi rahat bırakalım çünkü onlar ebedî istirahatgâhlarında.

Ruhlarına El Fatiha.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.