Adnan Cemil Müftüoğlu

Adnan Cemil Müftüoğlu

Dünya’nın en güzel Akvaryumu: Karadeniz

   Ben 21 yaşında Trabzon’da doğmuş, büyümüş, suyundan ve havasından yararlanmış ve halen daha yararlanmakta olan bir gencim. Her ne kadar üniversite eğitimimi yurt dışında kilometrelerce uzakta gerçekleştiriyor olsam da burnumda tüten güzel şehrim Trabzon’u özlemediğim tek bir günüm yoktur herhalde. Her yıl okulum biter bitmez Trabzon’a gelir ve yaz tatilimi ailem ve arkadaşlarımla beraber bu güzel topraklarda geçiririm.
Yurt dışında olduğum her gün ilk yaptığım şey yerel gazeteleri internetten okumak ve Trabzon’daki son dakika haberlerini takip etmektir. En son haberlerden birinde Ortahisar Belediyesi’nin seçim zamanından da takip ettiğim ve beğendiğim bir projesi olan akvaryum projesinin hayata geçirileceğini okudum. Benim için bu haber hem sevindirici hem de biraz düşündürücü oldu. Neden diye sorarsanız sizlere şöyle açıklayayım…
  Trabzon, yaylaları, yeşil alanları ve en önemlisi ise denizi olan bir şehirdir. Aslında yani başımızda hali hazırda evrenin en iyi mühendisi ve mimarı tarafından en küçük ayrıntısına kadar yapılan ve inşa edilen bir akvaryum var ve biz onu göremiyoruz ya da başka bir deyişle görüyoruz ama ulaşamıyoruz. Bu güzel akvaryumumuzun adi Karadeniz. Yüzlerce balık çeşidine ev sahipliği yapan, insanlarımıza ekmek teknesi olan, Trabzonumuzun en bereketli tarlası, Karadeniz.

**
   Trabzonlu olan herkesin dilindedir Trabzon denizden koparılıyor cümlesi ama ne yazık ki bu soruna yıllardır hiçbir çözum getirilememiştir. Gerek yapılan dolgular gerekse de yanlış şehirleşme sadece insanlarımızı değil balıklarımızı bile Karadenizimize küstürdü. Şehir merkezimizde ne plajımız kaldı ne de kumsalımız. İnsanlarımız denize giremediği gibi balıkçılarımız da artık eskisi gibi avlanamıyorlar. Hem balık çeşitliliğinin azalması hem de balıkçılığa verilen önemin her geçen gün azalması bir mesleğin daha sonunu getiriyor. Bugün Trabzon’da acaba kaç genç balık tutmayı biliyor, hiç merak ettiniz mi? Açıkçası ben çok merak ediyorum, çünkü adım gibi eminim her on gençten beşi bırakın ağla balık tutmayı, olta kullanmasını bile bilmiyordur. İşte bu eser ne yazık ki denizden koparılmanın ağır bir sonucu. Eski Faroz, Ganita, Beşirli sadece annelerimizin ve babalarımızın çocukluk anılarında kaldı. Biz gençler olarak ne yazık ki bu anıları göremiyor, onları sadece dinleyebiliyoruz.
**
   Yapılanları geriye almak imkansız ama anıları yaşatabilmek, onları onarabilmek imkansız değil. Akvaryum projesi her ne kadar prestijli bir proje olsa da elimizin altında olan bir madeni değerlendirmek bence bu projeden önce gelmeli, çünkü yarın Trabzon’u dünyaya tanıtırken dünyanın her yerinde örneği olan bir projeyle değil de sadece sayılı ülkelere kıyısı olan eşsiz Karadenizimizle tanıtmak hem şehrimizi hem de ülkemizi en az on basamak daha ileriye taşıyacaktır. Mesela, geleneksel bir Hamsi Festivali ya da bir Balıkçılık Festivali hem şehrimize bir neşe kaynağı hem de gençlerimize balıkçılığı ve Karadenizimizi tanıtmakta çok yardımcı olacaktır. Aynı zamanda her yıl düzenlenebilecek bu festival şehir turizmine de önemli katkılar sağlayacaktır. Bu festivalin yanında şehir merkezimizde uygun projelerle yapılabilecek plajlar insanlarımızı Karadenizimize tekrar bağlayabilir, onlara tekrar bir sahil şehrinde yaşadıklarını hatırlatabilir. Çocuklarımız kapalı havuzlarda yüzme öğrenmek yerine Karadeniz’in o güzel sularında ilk kulaçlarını atabilir, tıpkı eski günlerdeki gibi. Balık çeşitliliği konusunda ise dünyada birçok ülkenin bu konuda değişik çalışmalarından esinlenerek oluşturulacak bir proje hem denizimizi daha iyi tanımamıza hem de nesli tükenmekte olan balıklarımızı kurtarmamızda yardımcı olacaktır. Bu projeler gibi birçok proje bu doğrultuda oluşturulabilir ve gerçekleştirilebilir ve bunun sonucunda ise gelecek nesillerimiz anılarda kalan Farozumuzu, Ganitamızı, Beşirlimizi biraz bile olsa hissedebilir o güzel kültürü birebir yasayabilir. Geçmişteki hataların bugün farkına varalım ki yarınları kurtarabilecek şansımız ve gücümüz olsun.


Önceki ve Sonraki Yazılar