Dere yataklarındaki  ısrarlı yapılaşmalar afetleri büyütüyor!

Dere yataklarındaki ısrarlı yapılaşmalar afetleri büyütüyor!

Karadeniz bölgemizde meydana gelen ve aşırı yağışlara bağlı olarak sonuçlanan heyelanlar, bölgemizin en önemli doğal afet sorunlarının başında geliyor.

Her ne kadar meydana gelen bir doğal süreç olsa da, insan etkisinin çoğu zaman yanlış uygulamaları sonucunda afet boyutuna ulaşıyor. Özellikle dere yataklarına halen ve ısrarla kurulan yapı alanları, yüksek eğimli yamaçlara inşa edilen konutlar, kontrolsüz yapılan yol ve temel kazıları gibi olumsuz insan etkileri, maalesef bu doğal olayların afet boyutunu arttırmakta, ortaya can ve mal kayıplarının çıkmasına neden oluyor. Gelişmiş ülkelerdeki benzer iklim, morfoloji ve jeolojik yapıya sahip coğrafyalarda da sözü edilen doğal afetlerle karşılaşılmasına rağmen, alınması gereken teknik ve yönetsel tedbir ve yaptırımlar noktasında ülkemiz halen arzu edilen noktada değil. Son yıllarda, doğal afetlerin önceden kestirimi ve zararlarının azaltılması konusunda iyi niyetle atılmış adımlar olsa dahi, bu adımların etkinliğinin halen ciddi manada tartışılır olduğu görülüyor.

DERS ALINAMIYOR

Jeoloji Mühendisleri Odası Trabzon Şubesi’nden yapılan açıklamada, “Uzun yıllardır Doğu Karadeniz Bölgesinde meydana gelmiş benzer heyelan felaketlerinden halen yeterli ölçüde ders alınamamış ve bunlara yönelik kalıcı ve tutucu önlem ve yaptırımların hayata geçirilememiş olması, ileride yaşanacak benzer olayların da maalesef kötü bir habercisi mahiyetindedir. Samsun’dan başlayıp Hopa sınırına kadar devam eden Doğu Karadeniz Sahil şeridinde özellikle son on beş yılda meydana gelen olayların sebep-sonuç ilişkilerine bakıldığında karşımıza hep önü kapatılarak akış rejimi engellenen, içine konut, okul, fabrika vb. yapılar yapılarak akış serbestisine engel olunan dere yatakları ile yüksek eğimli, zayıf zemin ve kaya birimlerinden oluşan yamaçlara kontrolsüz kazılarla yapılan bina, yol, altyapı inşaatı gibi unsurlar çıkmaktadır. Bu hususlara ilişkin yapılan birçok teknik değerlendirmenin varlığına karşın, engellenemeyen ciddi boyutlardaki can ve mal kayıplarının özellikle karar vericiler noktasında değerlendirilmesi gerekliliğinin artık kaçınılmaz olduğu da son derece açıktır” denildi ve neler yapılması konusunda 6 maddelik öneride bulunuldu.

İŞTE O ÖNERİLER

1. Heyelan konusunda toplumsal bilincin ve farkındalığın arttırılması hususunda gerek uygulayıcı kamu kuruluşları gerekse araştırma kurumları (üniversiteler, enstitüler gibi) tarafından gerekli adımların atılmasının önemi vurgulanmıştır.  Bu noktada, eğitim ve bilgilendirme toplantılarının yapılmasında fayda olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

2. Farkında bir toplumun başvuracağı kaynak noktalarında (üniversiteler, AFAD gibi) doğru yönlendirme ve bilgilendirmeyi sağlayacak sonuçlara ulaşmak maksadıyla öncelikli olarak sağlıklı, doğru ve kullanışlı veri üretime ihtiyaç olduğu görülmüştür.  Bu veriler ışığında üretilecek heyelan duyarlılık, tehlike ve risk haritalarının karar vericileri karar verme aşamalarında sonuca daha kolay ulaşmasında yardımcı olacağı düşünülmektedir. Bu maksatla, konuya odaklı uzman kadroların istihdamı konusunda gerek yerel yönetimler bünyesinde kurulacak daire başkanlıkları (mühendislik jeolojisi daire başkanlığı), gerekse uygulayıcı kamu kuruluşları bünyesinde yine şube müdürlüğü veya daire başkanlığı seviyesinde birimlerin oluşturulmasında fayda görülmektedir.

3. Kurumlar arası iletişim ve koordinasyonun sağlanması halinde, daha önce üretmiş oldukları verileri ortak bir paylaşım zemininde kullanıma açmalarıyla, veri toplama, analiz ve çıktı sonuç üretimi açısından son derece kolaylık sağlayacağını düşündürmektedir.

4. Üst havzalarda yapılacak zarar önleme çalışmalarının, alt havzalarda olabilecek zararları en aza indirmesi noktasında son derece yararlı olacağı düşünülmektedir. Bu kapsamda, D.S.İ. (Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü), AFAD (Afet ve Acil Durum Başkanlığı) ve ÇEM (Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü) gibi uygulayıcı kuruluşların son yıllarda yapmış oldukları örnek çalışmaların oldukça önemli ve dikkate değer olduğu, bu çalışmaların devamının ise son derece gerekli ve beklenir olduğu görülmektedir.

5. Doğu Karadeniz Bölümü özelinde orman alanlarının çay bahçesi gibi tarım alanlarına dönüştürülmesi, kontrolsüz yol, bina temeli kazılarının yapılması, yüzey sularının uygunsuz drenajı veya tamamen bertarafı gibi uygulamaların heyelan ve selleri tetiklediği görülmektedir. Bu uygulamalara ilave olarak konut yer seçimlerinde dere yataklarının kullanılması, doğal drenaj ağlarının önlerinin yol vb. unsurlarla kapatılması sonucunda taşkın olayından etkilenme derecesinin son derece arttırılmasına neden olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

6.  Heyelan konusunda uzmanlaşmış araştırmacılardan oluşacak bir “araştırma enstitüsünün” kurulması, bu sayede heyelanlı alanların önceden tespiti ve buralar için alınacak çözüm önlemlerinin hayat geçirilmesi ile ilgili hızlı öneriler sağlayabilecek olması açısından son derece gerekli görülmektedir.

HAYATA GEÇİRİLMELİ               

Sonuç olarak, engellenmesi mümkün olmayan, ancak zararlarının azaltılması akıl, bilim ve kaygı duyma yoluyla giderilebilecek söz konusu doğal afetlerin geçmişte ve günümüzde olduğu gibi gelecekte de can ve mal kayıplarına sebep olmaya devam edeceği son derece açık olup, ivedilikle konuya ilişkin gerçekçi, denetleyici, ehil ve somut eylemlerin hayata geçirilmesi gerekmektedir.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.