BİR MASA İKİ SANDALYE


bir-masa.pngGazipaşa caddesinde önceki gün bir olay yaşandı. Asırlık müessese Selim Pastanesinin önünde trafiği ve kaldırımı aksatmayacak şekilde duran, zaman zaman insanların sohbet edip bir şeyler içtiği bir masa  ve sandalyeleri belediye zabıta ekipleri tarafından yerinden alınıp  dükkana taşındı.

Belki bir şikayet sözkonusu olabilir şikayetin sonucunda bu işlemi yapmak zorunda kalabilirler.

Gazipaşa caddesi esnafı iki sandalye ve bir masadan çok, caddenin iki taraflı trafiğe kapatılıp otopark halinde kullanılmasından şikayetçi.

Turizm bölgelerinde bırakın masa sandalyeye engel olmayı olduğu gibi sokaklar kapatılıp esnafın kullanımına veriliyor.

Kaldı ki bu pandemi döneminde zor durumda olan esnafa yardımcı olmak varken onu yormak moralmen çökertmek de hoş bir şey değil.

Nasıl turizm kenti olacağız.

Denize girilmez.

Sokağında araç parklarından yürünmez.

Trafik sorunu çözülmez.

Boztepe'de tünel açılır, yetmedi şehir içinde üçüncü tünel planlanır.

Asırlık müesseseler Trabzon'da yok denecek kadar az.

Trabzon'un eski tatlarından ne kaldı bugüne...

Selim pastanesi babadan oğla gelen geleneksel ve yerli tatları Trabzon halkına sunarken kendilerine yardımcı olmak yerine zorluk çıkarmamak gerekir.

Trabzon marka kent ise marka olmuş değerlerine de sahip çıkmalı...

Gazipaşa caddesindeki trafiğe de bir çözüm bulmak gerekiyor…

PEŞİNYAN BİN PİŞMAN

pesinyan.webp

"Uluslararası toplum bu gerçeğe uygun şekilde tepki vermezse, Türkiye’nin Viyana yakınlarında olması beklenmelidir"
Bunu söyleyen bir devlet başkanı... Ermenistan devlet başkanı Peşinyan...
Karabağ'da cephede yenilip, sivilleri vurmaya kalkan, askerlerini cephede tutamayıp kaçmalarını engelleyemeyen Peşinyan, kendi aklınca "aman ha bize yardım edin yoksa Türkleri Viyana önlerinde görürsünüz " diyerek yenilgisinden Türkiye'yi sorumlu tutmaya çalışıyor.

Attığı füzeler Azerbaycan vatandaşı Ermenileri de vuruyor. Enkaz altında kalan Ermeni komşularını Azeri komşuları çıkartmaya çalışıyor.

Savaşın da bir hukuku ve namusu vardır.

Cephe gerisindeki sivil noktaları bombalamanın arkasında başka hesap yatmakta. Güya Azerbaycan'a bu yolla boyun eğdirip masaya oturtarak taviz koparmaya çalışıyor.

Rusya Başkanı telefonu yüzüne kapatınca "Bir işi beceremedin bulaştırdın ortalığı" fırçasını da zımnen yemiş oldu. 
Fıtrat aynı... Yine sivillere vurmak... Yine ağababaları olan batıya sığınmak...
Sen kaşındın Peşinyan.
İşin kolayı var. İşgal ettiğin topraklardan çekil. Bitsin bu iş...
Bunun adına kışkırtma denir...
Yaramaz mahalle çocukları gibisiniz, akranlarından dayak yedikçe "seni abime diyeyim de görürsün gününü"  modundan bir türlü kurtulamadınız...
Viyana meselesine gelince:
Türkiye'nin kimsenin toprağında gözü yok...
Toprağına göz dikilmediği müddetçe... Yeter ki tarih tekerrür etmesin...

 

ŞAİRİNİ KURŞUNA DİZDİREN  ŞİİR

sairini.jpg

Çırpınırdı Karadeniz.

Bazı şiirler vardır insanı can evinden vuran. Bir davaya, duyguya, hasrete, aşka, kavuşmaya yazılmıştır.

Kalben, en içten duygularla yazılan dizeler notalara dökülür.

Sonrasında dillerde söylenir durur bu şarkılar...

İşte bugünlerde daha bir popüler olan "ÇIRPINIRDI KARADENİZ" böyle bir şarkı.

İçinde hasret var. Aşk var. Umut var. Güvenmek var. Mücadele var.

Aşk; vatan aşkı, umut, güven  ve sevgi Türk askeri, Türk Milleti...

Peki bu şiiri yazan ve işgal yıllarında Trabzon'da da bulunan şairi hakkında ne biliyoruz?

Ya da bu milli duruşunu ömrü boyunca sürdüren Ahmed Cevad hocanın hazin sonundan haberimiz var mıdır.

Çok acıdır yaşadığı coğrafyada  Kafkaslarda Azerbaycan'da bu şarkı ancak ülkesinin bağımsız olmasıyla özgürce söylenmeye başlanmıştır.

Azerbaycan şairi Ahmed Cevad Ahundzade, 5 Mayıs 1892 yılında Gence şehrinin Şemkir ilçesi, Seyfeli köyünde doğdu. Gence Ruhani Seminaryası’nı (1906-1912), Pedagoji Üniversitesi Tarih ve Filoloji Fakültesi’ni (1922-1927) bitirdi. Daha sonra Arapça ve Farsça eğitimi aldı. Ahmet Cevad 16 yaşında öğretmenliğe başladı, eğitim ve öğretim çabası 29 yıl sürdü. 1912 yılında İstanbul’da kurulan Kafkas Gönüller Cemiyeti’ne katıldı ve Balkan Savaşında cepheye gitti.Ahmed Cevad, 1915’te Ermeni Taşnak çetelerinin katliamına uğrayan Kars-Erzurum yöresine yardım amacıyla düzenlenen “Kardaş Kömeği”  faaliyetine aktif olarak katıldı, yaralı ve esir Türk askerlerini ziyaret ederek onların ihtiyaçlarını karşıladı.

Türkiye’yle ilgili şiirlerinin bir bölümünde Türk ordusuna duyulan sevgi ve minnettarlık duygularını işleyen Ahmet Cevat için1920’de Azerbaycan’ın Rusya tarafından işgalinden sonra,zor ve sıkıntılı günler başlamıştır. 

Ahmed Cevad karşı devrimcilik gibi asılsız suçlamalarla tutuklanır ve askeri mahkeme kararıyla ölüm cezasına mahkûm edilir. Oysa o sadece Türklüğe aşıktı.1937’de Sovyet yönetimi tarafından yargılanmadan kurşuna dizilir. 1955’de, Sovyetler Birliği Başsavcısı, Ahmed Cevad’a karşı ileri sürülen bütün suçlamaların asılsız olduğunu belirterek, ölümünden sonra beraat kararı verir. KGB baskısı altındaki ailesi de, ancak 1950’den sonra zindandan kurtulur.Ahmed Cevad, Türkiye’de çok sevilen “Çırpınırdı Karadeniz” şiirinde; Çırpınırdı Karadeniz, Bakıp Türkün Bayrağına... Selam Türkün Bayrağına... Kurban Türk’ün bayrağına diyerek, Türkiye’yi bütün dünya Türklüğü için bir kurtarıcı olarak görmüştür. “Çırpınırdı Karadeniz”in müziği Azerbaycan’ın ünlü bestecisi Üzeyir Hacıbeyli’ye aittir.

15 Eylül 1918'de Kafkas İslam Ordusu'na kumanda eden Nuri (Killigil) Paşa'nın Bakü'yü Bolşevik ve Ermeni çetelerin işgalinden kurtarması üzerine, bu fedakarlığa ve kahramanlığa ithafen Azerbaycanlı ünlü besteci ve fikir adamı Üzeyir Hacıbeyli bugün herkesin dilinden düşürmediği Çırpınırdı Karadeniz'i bestelemiştir. 

"Evet çırpınırdı Karadeniz bir dönem sadece Milliyetçi-Ülkücü çevrelerde çok büyük heyecanla söylenip, konserler toplantılar ve gecelerin vazgeçilmez müziği iken şimdi, Sovyet artığı Ermenistan karşısında işgal edilmiş KARABAĞ TOPRAKLARInı Azerbaycan geri almak üzere harekat başlatınca yeniden popüler oldu.Milli duygular ve dayanışmanın yanısıra özgürlüğe yazılan Çırpınırdı Karadeniz'in şairi Ahmed  Cevad'ı hunharca kurşuna dizdiren sovyet yönetimi daha sonra haksızlığını mahkeme kararı ile tescil etmişse de  bir Ahmet Cevad ölmüş ama Karadeniz'in çırpınmasını önleyememişti.Nitekim bütün Türk illeri Cumhuriyetleri komünizmin çökmesiyle özgürlüklerine kavuştu.

Ne diyordu Azerbaycan milli  devletinin kurucularından MEHMET EMİN RESULZADE:

BİR KERE YÜKSELEN BAYRAK BİR DAHA YERE İNMEZ...

 

SONBAHAR

sonbahar.jpg

Sonbahar
Ne sonsun
Ne de ilk
Bunu
Sen de biliyorsun...

Hadi nazlanma
Dök  birazdan tüm yapraklarını
Yağdır kış öncesi ılık yağmurlarını
Estir o meşhur rüzgarlarını
Nasılsa açtı  vargitler de
Anladık artık
Gitme zamanı...
Sonbahar gibiyiz 

Hepimiz 

Aslında...
Dalından düşen
Yaprağın elveda olsun
Bu hüzne
Düşler sokağında...

Bırak git artık ...
Güneşe plan yapsın
Sararmış yapraklar...
Yeniden doguşa
Kardelenler müjdesi olsun
Insanın yüreğine
Bir de sıcağına
Sevginin.

İsmail KANSIZ

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.