“Belediye günü değil 40-50 yılı planlamalı”

Geçen hafta bu sütunlarda derç ettiğim “Otogarın vebali yarın ağır olur” yazım üzeilk-bolume.jpgrine Trabzon’da yaklaşık 40 sene önce Belediye Başkanlığı yapmış, bu şehrin geçmişini bilen ve geleceğini şekillendiren Hasan Melek telefonla aradı… Otogar hakkında görüşmek istediğini söyledi…​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​

Konuya girmeden önce şunu belirteyim, Başkanın sıhhatinin yerinden olduğunu görmekten çok mutlu oldum…

Allah nice sağlıklı uzun ömürler nasip etsin…

***

 

Peki, 1980 yılında Samsun’a giderken yoldan döndürülüp, Trabzon belediye başkanlığı görevi verilen Melek ile ne konuştuk?..

Bazılarını yazmamak kaydıyla sohbetimize 1930’lu yıllardan girip, Trabzon’u geçmişteki projeleriyle ve bu günküleriyle karşılaştırdık…

Tarih ve kültür şehri Trabzon’ da çok geride kalan senelere de değinen Melek, Selanik’ten sonra 1911’de Trabzon’da bulunan opera binasının iş bilemeyenlerin marifetiyle yıkıldığını anlatırken hüzünlendiMelek bugünkü Tanjant yolunun kendi döneminde projelendirildiğini, yol için geçmişte yaşadığı zorlukları da yeniden anımsadı…

Melek, “O dönemde belediye personeline maaş bile ödemekte zorlanıyordum… Ama buna sığınıp yan gelip yatmadım… Bu şehrin trafiğini bir nebze rahatlatacak olan bu günkü Tanjant Yolunun yapımı için Ankara’yı mesken tuttum…” dedi.

Seçilmiş ve atanmışların kapılarını  Trabzon için aşındırdığını söyleyen Melek, Tanjant yolu için, “O dönem Trabzonlu Meclis Başkanı Necmettin Karaduman’ı o kadar bunaltım ki, sonunda dayanamadı… Tamam hazırladığın projeyi getir gerekli yerlerle iletişime geçelim bir an önce yapımına başlansın, dedi…Ben uğraştım temelini ANAP attı” ifadelerini kullandı.

Eskilerden sonra, günümüzde olup bitenler hakkında da konuşan Melek, “Trabzon’da yaşamayanlar, bu şehrin geçmişte ne sıkıntılar çektiğini bilemezler” diyerek bu gün yapılması planlanan otogar yerinin yanlış olduğunu vurguladı ve sözlerine şöyle devam etti:

“Benim dönemimde Değirmendere’nin yanına ve yöresine inşaat izini vermedim… O dere yatağını insanlar yapmadı… Su kendi yolunu buldu… Bu şehir iki kez büyük sel felaketine sahne oldu… Birinde Allaha şükür can kaybı olmadı… Ama koca tankeri önüne katarak denize sürükledi… Onun içini yanlışta ısrar edilmemeli…” 

Araya girip, “Sayın Melek bugünkü inşaat teknolojisiyle yapılan yapıların sele karşı dayanıklı olduğu söyleniyor… Ayrıca siz bugün başkan olsaydınız her tarafı dökülen, görenleri korkutan ucube otogarın yenisini nereye yapardınız” diye sordum

Melek, “Az önce söyledim. Geçmişte koca tankeri denize sürükleyen suyun daha geçenlerde neler yaptığını gördük… Su bir kere yatağından taşmasın önünde hiçbir teknolojinin tutunamadığına Giresun’da şahit olduk.. Yeni otogar, Trabzon için olmazsa olmaz olan Güney Çevre Yoluyla birlikte aynı güzergahta yapılmalı… Şehre işi olan araçlar girmeli olmayanlar ise yoluna devam etmeli…” cevabını verdi.

***

Melek’in ofisinden ayrılırken son sözleri bugün  Trabzon’da görev yapanlara uyarı cinsinden olup şöyle bitirdi:

“Belediyeler günü kurtarmak için enerjilerini harcamamalılar… Görev yaptıkları şehrin 40-50 yıl sonrasını planlayıp ona göre çalışmalılar… Bu gün o terminali dere kenarına yapmak belki geçici olarak bir rahatlama sağlar… Ancak gelecek yıllarda yeniden sorun olarak Trabzon’un karşısına çıkar”

Şimdi, otogarın maketini yayınlayıp “bittiğinde böyle olmazsa para vermeyeceğim” diyenlerin, Trabzon için yarın çok geç olmadan, canlar yitirilmeden bu sevdadan vazgeçmelerinde ve büyük sözü dinlemelerinde fayda var…

 

Sahipsiz Trabzon

 

Bu başlığı attığımda birilerinin fena halde bozulduğunu biliyorum… İstedikleri kadar hoplayıp zıplasınlar… Daha önceden de derç ettiğim üzere bundan sonra Trabzon için gördüğüm eksiklikleri ve çirkinlikleri yazacağımdan kimsenin şüphesi olmasın…

Gelelim anlatmak istediğime… Moloz’da yapımı devam eden caminin yanındaki boş alandan bahsetmek istiyorum… Oradan geçmek için insanın önce sağlam bir mideye sahip olması gerekiyor…

Neden derseniz, her tarafından pis kokular geliyor… Bunun yanında adım başı çöpler ve diğer tarafta gündüz vaktinde “demlenip” geçenlere aldırış etmeden hacetini yapanların meskeni olmuş… Kısacası Maske bile kurtarmıyor!.. Bizden demesi.

 

Öğrenciler mi yayıyor?

 

Pandemi var “kendinizi koruyun kentinizi kurtarın” diye sağ sola boy boy afişler asıyorlar… Ama görünen o ki denetlemeler yeterince yapılmayınca millet de kendi kafasına göre takılmaya devam ediyor…

*Büyük- küçük alış veriş mekanlarına  insanlar sosyal mesafeye uymadan girip çıkıyor…

*Kafeler yola masa atıp müşteri ağırlıyor…

*Maraş ve Uzunsokak’ta insanlar bir birlerine sürünerek geçiyor…

*Dolmuşlar omuz omuza yolcu taşıyor…

Tüm bunlar yaşanırken ülkenin geleceği olan okula gitmesi gereken gençler yüz yüze bir türlü derse başlayamıyor… Sanırsınız ki, Covid-19’u öğrenciler bulaştırıyor… Ülkenin geleceği kararıyor haberiniz olsun…

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum